Murat Bozok Yazdı ! FİNE DİNİNG SONAMI GELDİ

Son Güncelleme : 07 Eylül 2017 13:09
Murat Bozok Yazdı ! FİNE DİNİNG SONAMI GELDİ

FİNE DİNİNG SONA MI GELDİ?
Ülkemizde acı bir şekilde, fine-dining diye tabir edilen restoranlar zor zamanlar geçiriyorlar. Hafta içi birkaç masa, hafta sonu da tatlı bir kalabalıkla malesef masrafları karşılayabilmek mümkün değil. Yerli misafirler henüz fine-dining diye tabir ettiğimiz restoranlara ısınamadı. Bunun sebeplerini ayrıntılı olarak analiz etmek lazım. Bununla birlikte parası ve gustosu yüksek turistler de Türkiye'nin konjonktüründen dolayı uğramamaya başlayınca, son kaçınılmaz oldu. 
 
Yerli misafirlerin fine-dining ile bir türlü yıldızının barışamamasının sadece bir sebebi yok. Suçu sadece, 'Türk zengini bu işlerden anlamaz' deyip tek bir tarafa yıkmak haksızlık olur. Evet Türkiye'de iyi bir yemek yemek için yüksek para ödemeye hazır çok fazla insan yok. Arabaya, kıyafete, çantaya para vermeye hazır çok sayıda insanımız, sıra lezzetli ve kaliteli bir yemeye geldiğinde elleri titremeye başlar. Konfor alanından çıkmak, bilmediği farklı bir deneyim yaşamak, genel anlamda zenginimiz için ideal bir yol değildir. Kendini rahat hissettiği kebapçı, balıkçı veya steakhouse üçlüsü her daim daha kolay bir seçenek olmuştur. 
 
Tamam müşteri yok veya bu işten anlamıyor. Peki restoran işletmecilerinin ve şeflerin hiç mi suçu yok? Bir kere sap ile samanı ayrıştırmak gerekiyor. 100-200 kişilik fine-dining restoran olmaz. Önünde tur otobüslerinin durduğu ve kırk kişinin aynı anda restorana girip, a la carte menüden sipariş ettiği restoranlara da fine-dining demek ayıptır. Bu bağlamda 'ülkemizde fine-dining restoran var mı' diye sorgulamak gerekiyor. İş etiğinin olduğu, ticarethane gibi işlemeyen, müşteriye karşı dürüst olunan, gerçek zanaatkarların çalıştığı restoranlarımızın sayısı malesef bir elin parmaklarını geçmez. Kendi gözlemimle bunlar da malesef basında sıkça adı geçip, gereksiz yere pompalananlar değil, dürüstçe işlerini yapmaya çalışanlar. 
 
İçim sızlayarak, bu yetenekli genç zanaatkarların umutlarını kaybettiklerini görüyorum. Belki de kendilerince haklı sebeplerle aşçılıktan kopuşlarını izliyorum. Alttan gelen müthiş istekli bir gençlik var. Ancak onlara rol model olacaklar umutsuz. Basın hiç hak etmeyenleri şişirmekle meşgul. Müşterinin ise görgüsü eksik. 

Peki ne yapmalı? Şahsen ‘fine-dining’in insan vücudunu beslemekten çok ruhunu ve beynini besleyen bir dal olduğunu düşünüyorum. Güzel pizzalar, lezzetli makarnalar, taze salatalar yemek oldukça ‘eğlenceli’... Buna rağmen gastronomi dünyasının her daim lokomotifi, yaratıcı ve sanatsal kısmı ‘fine-dining’ lokantalar olacak. İnsanı düşündüren, şaşırtan, damağında ve beyninde lezzet patlamalarına yol açan rafine tatların ölmesi mümkün değil. Bunları daha fazla parıldatmak lazım. Hep beraber sahip çıkmamız gerekiyor. Bazı kötü örnekleri yok mu? Pek çok... Ama kıyaslayacak olursak, hangimiz kötü bir pizza yemedik ki?

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle