İzzet Çapa anlattı!

Son Güncelleme : 14 Haziran 2017 12:06
İzzet Çapa anlattı!

Yeme, içme ve eğlence dünyasının duayeni, medyanın el değmemiş taşlarını yerinden oynatan gazetecisi İzzet Çapa'yla değişen sektörü, Çapamarka'yı, blogger'ları, 'çamur at izi kalsın' kafasına sahip sözde yazarlarını konuştuk!

Son sözü her zaman ki gibi İzzet Çapa söyledi: "Bu sektörde çamut attığını zannedip, çamurlaşanlar için üzgünüm!"

İzzet Çapa deyince önceden akla sadece gece hayatı ve eğlence gelirdi! Şimdiyse önemli bir medya patronluğu da eklendi isminizin yanına! Hala gece hayatının duayen ismisiniz ama gazeteci İzzet Çapa olarak yeme, içme ve eğlence sektörünü nasıl değerlendiriyorsunuz? Fikirleriniz değişti mi gazeteci olduktan sonra?

 

Aslında bende yıllar içinde değişen pek bir şey olmadı. İnsanlar bende görmek istediklerini benim adımın yanına eklediler. Gazetecilik de, işletmecilik de, üreticilik de benim pandoramda zaten vardı. Aslında hepimizde bu konuştuklarımızdan çok daha fazlası da mevcut.Sadece saklandıkları yerden çıkmak için doğru zamanı bekliyor. Benim gazeteciliğe olan tutkum lise yıllarına dayanıyor. Lise yıllarımda gazetecilikle başlayan flörtümüzü yıllar yıllar sonra daha düzenli bir hale getirme kararı aldık çünkü ikimiz de yaşlanmıştık (gülüyor). Medya imparatorluğu kısmına gelince, ben böyle büyük lafları sevmiyorum.Biz ÇapaMag olarak Türkiye’de daha önce denenmemiş, çok farklı bir konsept yarattık. Kendi içimizden geldiği gibi habercilik yapmak istedik.Sonra o da bizimle büyüdü.Yeni dünyada sahip olduğumuz  20’den fazla hesap senin dediğin gibi medya patronluğu olarak algılanıyorsa, bu yine insanların benim ismimin yanına koymak istediği bir sıfat olur sadece.Biz canımızın istediğini yapıyoruz.İçimdeki ‘gazeteci İzzet’in’ ben artık buradayım dedikten sonra eğlence sektörüne bakış açım aslında hiç değişmedi.Sadece bana masanın iki tarafında olma deneyimi yaşadığım için gazetecilikte büyük bir avantaj sağladı.

 

 

Kendini güncelleyen mekanlar açmanın sırrı nedir? Bunu İstanbul'da yapan bir tek sizsiniz çünkü! Akşam eğlendiğimiz mekanın yerine bir kaç gün sonra başka mekan açabiliyorsunuz çünkü!

 

Ben nicelikten çok niteliğe inanan bir herifim! Bir şeyin çok uzun süre var olması, onun güzel olduğu anlamına gelmiyor.Öyle olsaydı yıllarca süren evliliklerde insanlar mutluluktan ölürdü sıkıntıdan değil (gülüyor).Ben mekanlarımda yaz aşkı hissi vermeyi seviyorum.Kısa süren ama damağında lezzeti kalmış, onunla ilgili bir fotoğraf gördüğünde gözleri dolduran hayat bölümleriydi çoğu! Ve bitmesi gerektiği yerde de bitmeliydi ki özlensin, hep en güzel şekilde hatırlansın.Bu yüzden mekanlarımın hepsini en fazla para kazandığı, en popüler olduğu zamanlarda kapattım.Unutulmaz olsunlar diye.Ki çoğu da öyle oldu.Hep orada olduğunu bilmek insanoğlunun tabiatına aykırı.İşte bu yüzden moda sektöründe de artık neredeyse yılda 52 sezon var. İnsanın ve aşkın temposuna elbette insana hizmet eden şeyler de ulaşmalı. İnsanlar değişirken, ben de değiştim ve mekanlarımı da öyle değiştirmeye çalıştım!

 

Son bir kaç yıldır yeme, içme ve eğlence sektörüne ilgi oldukça arttı! Herkes bu sektörden nemalanmak için bir şeyler yapıyor. Siz tam da bu dönemde gazeteciliğe yöneldiniz! Sıkıldınız mı?

 

Eskiden ben de basın dünyasının saygın ve kaliteli bir yer olduğunu zannederdim.Dışarıdan göründüğüne aldanıyor insanlar benim gibi.Her sektör, herkese açıktır.Kim ne istiyorsa onu yapsın. Ama eğlence sektörü öyle herkesin “şu işimi bırakıp küçük bir kafe açacağım” hayalindeki kadar kolay değil. Oldu sen işi bırakacaksın da bakalım o hayalindeki kafe sana gelecek mi? Ya da sen bir ay sonra tak diye şarkıcı olabilir misin?Ya da yönetmen?Ben gidip şak diye bir bankanın CEO’su olabilir miyim?Bu işler öyle kolay değil.Evet bazıları Allah tarafından bu işe müsait doğarlar. Ama onun haricindekiler için hayalindeki kadar da eğlenceli olmadığını şimdiden söyleyeyim. Hele arkasına bazı kişileri alıp 1-2 tane popülermiş gösterilen mekan yaparak “Ben bu işi biliyorum abi” havasına girersen, eğlence sektörü sana en ummadığın anda eğlencesiz yüzünü gösterir.

 

Bu sektörü yazan çizen bir kitle var ve artık kalıplaşmış durumda! Yeni biri girdi mi işin içine ve başarılı işler yaptı mı; çamur at izi kalsın politikası uygulanıyor! Tekelleşme mi olsun istiyorlar sektörde?Ne düşünüyorsunuz bu konuda?

 

Sadece o bahsettiğin yazan kitle piyasanın tekelleştiğini zannediyorlar.Sanıyorlar ki herkes onları okuyor, bir yere gideceklerinde onların hiçbir data’ya sahip olmadan kaba etleriyle oluşturdukları listelere insanlar inanıyor. Halbuki bilmiyorlar ki okuyucular onların düşündüğü kadar aptal değil. Ben aynı zamanda okuyucuyum oradan biliyorum. Senin yazdığın bir cümlenin alt metnini okuyabilecek türden insanlar var. Artık tüm dünyada insanlar bir restorana ya da kafeye gitmeden önce onlarla ilgili yapılmış ‘gerçek’ yorumları okuyor, yemeklerini araştırıyor, kendisine uyup uymadığına bakıyor, ortalama fiyatlarını kontrol ediyor.Yani o gazetede yazı yazanlardan çok daha bilgileri oluyor mekanlar hakkında.Şimdi böylesine araştıran bir insan ayda çıkar ilişkileri için bir mekanı liste başı yapan insanlara güvenir mi?Bir okuyucu olarak söylüyorum, ben güvenmem de, inanmam da.Bu geçmişte de böyleydi şimdi de böyle. O yüzden kimse başarılı bir işin üzerine çamur atamaz, sadece biraz toz atabilir o da rüzgar esince uçar gider. Asıl çamur attığını zannedip, çamurlaşanlar için üzgünüm.

 

Sektörün en iyileri adı altında bir çok ödül töreni yapılıyor! Danışıklı dövüş ya da çıkar kokusu alıyor musunuz bu ödül törenlerinde siz?Objektif olarak veriliyor mu ödüller sizce?

 

Sektörün gelişmesi adına böyle ödülleri tabii ki destekliyorum.Ama  uluslararası yayın kuruluşlarının Türkiye edisyonlarının yaptığı ödül törenlerine bile inanmıyorum. Keşke gerçekten her şeyin yüzde yüz gerçek olduğu, şeffaf olduğu ödül törenleri yapılsa. Bunu sadece eğlence sektörü ödülleri için söylemiyorum. Keşke hak edenen iyi çıkış yapan şarkıcı ödül alsa, herhangi bir şey karşılığında “biz buna verelim” denilenler değil. Benim için gerçek ödül bir mekanın ne kadar insana hizmet ettiği, onları ne kadar mutlu ettiği. Plazalarında oturup, Bebek’te 3-5 tur atarak mekanları çok bildiğini zannedenlerin ödüllerini zaten kimse yemiyor.Bırakın onlar öyle zannetsinler. Son yıllarda gördük ki, her dakika parayla ya da çıkar ilişkileriyle magazinde haberleri çıkan, oradan buradan ödül alan şarkıcılar ünlü değil Apple Music’te, Spotify’da en çok dinlenenler zirvede!Mekanlarda da bu gerçek zamanlı olarak yaşanıyor.

 

Blogger'lık diye bir meslek türedi son zamanlarda! İşi iyi yapanları tenziğ edelim ama bu kadar kolay olmalı sizce? Mekanlarda bedava yiyip içmek isteyenler çoğunlukta! Mekan sahiplerinin bu kadar kontrolsüz olması ve backround'u olmayan kişilere paye vermesi doğru mu sizce?

 

Bu kadar kolay değil zaten onlar öyle zannediyorlar. 50-60 bin takipçi satın alıp, her post’una 1-2 bin like attırmakla sadece insan kendini kandırır. Kimsenin senin para aldığın için onları yazdığını bilmediğini mi zannediyorsun? Benim yanımda 3-4 ay çalışıp sonra  blogger olan birkaç arkadaş da var. Ne mutlu bana ki 3-4 ayda onlara eğlence sektörünü tamamen öğretebilmişim (gülüyor). Bana bunlar komik geliyor.Blogger’lık emek isteyen, zaman isteyen, görgü ve vizyon isteyen gerçek bir iş.En azından dünyada bu iş böyle.Tabii ki Türkiye’de de 1-2 tane gerçek influencer var. Ama onların haricinde büyük bir ‘sonradan görme’ kirliliği yaşanıyor. Bunun nedeni de az önce sorduğun bu sektörden nemalanmak isteyen, bu sektörün gerçek dinamiklerini bilmeyen sonradan dahil olan insanlar. Denize düşen yılana sarılıyor, yılan da kendini bir şey zannediyor. Bence o bahsettiğim 1-2 gerçek influencer kendi emeklerini savunup böyle para alarak paylaşım yapan sahtekarları ifşa etmeli.

 

Peki gelelim Çapamarka dünyasına! Siz de neler oluyor? Yenilikler, sürpriz projeler olur mu?

 

Ben yaşlandım, Çapamarka gençleşiyor!BeerHall ile birlikte benim genç tarafımın yönettiği ‘ÇapaMarka Sokakta’, değişen dünya trendleri ve tüketim alışkanlıklarını Türkiye’ye getirmeye devam edecek. Çok büyük ‘food arena’ adını verdiğimiz alanlar inşaa edceğiz!Bu arenalar için yarattığımız küçük markaları da İstanbul’un birçok yerine serpiştireceğiz.Yakın zamanda açacağımız Sıkı Tostlar adındaki tostçu markamız da onlardan biri. Aynı zamanda yeni bir meyhane konsepti yapıyoruz!Güzel bir güncelleme yapacağız meyhane kültürüne.Özlerini, genlerini asla kaybetmeden, günümüze eşitleyeceğiz.Bir de bunların yanında markalara verdiğimiz danışmanlık hizmetleri devam ediyor.Önümüzdeki günlerin sektörel olarak daha iyi olacağına inanıyorum.

 

 

Bu yaz bizi neler bekliyor?Hangi lokasyon popüler olur sizce?

 

Hayatım boyunca böyle genellemelere inanmadım.Karaköy’de açılan bir mekan başarılı oldu diye orada açılan tüm mekanlar da iş mi yapacak yani?Böyle saçma bir kafa olabilir mi?Arnavutköy’de küçük bir kafe tuttu diye, yanına açılan kokteyl bar da tutulacak diye bir şey mi var?Popüler lokasyonları söyleyenler, trend avcısı olduğunu zanneden ve senin röportajın başında söylediğin o tekelleştiğini zanneden gazeteci arkadaşlar.Öyle bir şey yok.İstanbul’un en ücra köşesinde öyle bir konsept yaparsın ki millet kapısında sıraya girer.Önemli olan yarattığın fark. O yüzden başarılı konsepti, samimiyeti, emeği olan mekanların olduğu lokasyonlar popüler olacak sadece. Oraları tuttuğu için de yanında mekanlar açanlar yine eğlence sektörünün eğlencesiz taraflarını görecek.

 

Reina yazın yeniden açılacakmış gibi dedikodular dolanıyor sektörde! Eskisi gibi olur mu?İnsanlar korkusuzca eğlenebilir mi burada?

 

Keşke olsa. Çok isterim. Reina sektörün kraliçesiydi.Umarım en doğru kararı verirler ve sektörde yine öyle güzel bir yer olur.

 

 

 

Etiketler: Şehrin En İyileri, 2K Media, Best Mekan, Ödül, İzzet Çapa

Yorumlar (0) / Onay bekleyen (0)

Yorumunuz site yönetimi tarafından kontrol edildikten sonra görünecektir.

Yorum Ekle